Kayıtlar

Kişisel değil toplumsal...

People want a hero with a little personality.. Ülke karışmış, toplum kaynaşmış. Herkesin yüzünde bir gülümseme, bir de üzülme.. Ne kadar yakınında olabilirsin ki tüm kargaşanın? Gerçekten hiç bir şeyi umursamayacak duruma gelen bu bünyenin, aldığı reform kararlarını uygulamaya geçmesi için belki de tek bir engeli vardı. Sanki muhalefetim ve iktidar partim bir araya geldiler, sanki içimdeki beyaz yanlıları ile, siyah yanlıları el ele tutuşup barış pozları veriyor. İp sağlam değildi ama kopmaz diye düşünüyordum, o da koptu. Gerçekten bazen gülüyorum kendime, bir insanın hiç mi işleri düzgün gitmez ?  Ne aileden, ne hayattan, ne paradan, ne sağlıktan, ne aşktan. Böyle bal mumu heykel gibiyim, insana benziyorum ama öylece duruyorum. Bugün bir darbe daha yedim. Yarın başka bir darbe daha yiyeceğim. Ertesi gün başka bir darbe..Zannedersem ömür boyu aynı düzlem devam edecek. Eylülü bekliyorum, Eylüller güzeldir, Eylüller özeldir. Eylüller beni hiç üzmedi yine üzmeyecek. Bu dünyada...

Hangi durumda ne yapmalı, yaptırmalı ?

Hepimizin yargıları var, hepimizin bazı değerleri var, hepimizin bazı uç noktaları var.. İnsan keşfedebilir mi kendi özünü? Ya da öz diye nitelendirebileceği bazı noktaları. Nokta demişken es geçmeyelim, o bomboş gökyüzümde artık benim de bir noktam var. Günlerce, haftalarca, aylarca.. ben özümü aradım belki de. Bunu fark  etmemem de cabasıydı. Neyi aradığını bilmeyen insan bula bula bomboş bir kutu bulur. Bomboş kutudan da bir şeylerin çıkmaması kadar doğal bir şey de yoktur. Umudum var demişken, ya da dememişken ki ben bunu bahsettiğimi zannediyorum önceki cümlelerimde. Ne güzel şeymiş umutlanmak, ne güzel şeymiş uzun bir aranın ardından kapıyı aralamak. Önceleri sadece kapı deliğinden bakardım, öylesine korkaktım hayata. Şimdi ben o kapının kilidini açtım, hatta araladım, açmaya hazır mıyım ? İşte bunu göreceğiz belki de. Kendimle olan mücadelemde bir başka seansı daha kaybetmişken ne bu kritik oyuncu değişikliği ? Bunca sorudan sonra nasıl tebessüm edebilirim insanlığa bu...

su alıyor geleceğim /// şiir

senle alakalı tek şeyi merak ediyorum ne zaman geleceğini, ne zaman seni göreceğimi beni bekletme artık, eriyorum kurtaracaksan kurtar geleceğimi tanışmayı bekliyorum  fazlaca ümidim yok  yüz dereceye ulaştım artık kaynıyorum. ölmüyor lakin mikroplar sayıları çok su alıyor geleceğim  ne kova yeter ne büyük bir ambar de artık bana "geleceğim" demedi deme yakında bu adam batar.

Bir türlü bitmiyor çilem..

Her akşam ama her akşam bir sıkıntıyla uykuya dalmak. Her akşam seni en çok yıkan şeyleri düşünmek. Hele ki günün iyi geçtiyse... Bir türlü toplayamadım kendimi sevgili blog. Her an yanımda bir sıkıntı taşıyorum. Ambalajından çıkarmamaya özen göstersem de geceleri beni ezip geçiyor bu sıkıntı, ertesi sabah yine paketliyorum ama nafile.. içime işlemiş. Benim kime ihtiyacım var?

neden böyle olamadık ? /// şiir

herkes bir anlam yükledi baharına, sıcağına.. biz ise bomboş bir tren gibiydik, öylece baktık yolumuza hiç düşünmedik ne yolcuyu, ne yolu neden böyle olamadık ? neyi almadık yanımıza güzel günler ne kadar yakındaysa ben o kadar uzaktaydım sana çık süpür kalbinin önünü neden böyle olamadık ? nasıl giremedim kanına gişelerden para atmadan geçmiş gibisin beni de benim gibileri de kandıramazsın kaldım bi başıma neden böyle olmadık ? sen koca kafalı bi manyaksın

Gözlerimi açıp kapadığımda senenin bittiğini fark ettim.

Kulağa ne kadar basit gelse de, öylesine bir sezon geçirmediğimi düşünüyorum. Sezon finalini henüz çekmedim ama son dakika olayı yaşamazsam, heyecanlı başlayıp monoton giden bir perdesini daha yaşamış olacağım hayatımın Yargılarımı tek tek tuğla haline getirip, inanması güç bir duvar haline getirmeyi düşünüyorum. Hatta bu şekilde yeni bir ev, yeni bir şehir, yeni bir gezegen bile kurabilirmişim hissiyatı var. Karışıklığın içinde bu kadar molekül bırakıp giden uzay gemimden hepinize kucak dolusu sevgiler. Size ne düşündüğümü söylemek isterdim ama zaten tahmin etmişsinizdir. Bir adım daha atıyorum mor gezegene.. sevgilerle

Bir bulvardan diğer kulvara..

Çok çok çok çok uzun zaman sonra uzun yazı yazayım dedim. Yazacak bir şeyim cidden olmuyor. Birazcık üşengeçlik de olabilir ama temel sebep yazacak şey olmaması. Üzüntünüzü anlıyor ve gülümsüyorum. Seküler yalnızlık diye bir kavram atmışlar ortaya, herkes de sahiplenmiş arka çıkmış. Çocuğuna isim düşüneni bile gördüm bu konuda. İster inkar edin ister kabullenip twitter da belirtin. Herkes boş yaşıyor, dolu ölüyor. Genç ölmek numara değil, önemli olan vaktinde ölmek. Misyonunu tamamladığınızı düşünüyorsanız buyrun.. Size bu konuda neler düşündüğümü söylemek isterdim ama zaten tahmin etmişsinizdir. İlerleyen günlerde, epey bir şey anlatacağım kendi iç dünyamla ilgili. Şimdilik bu burada kendini hatırlatma ögesi olarak kalsın. Hatırlatmaları pek sevmem, hatırlanan olmak istemem. Söylesene ben neyim Isabel ? sevgilerle