Kayıtlar

bilmem.. bu soru hakkında fikrim yok

Resim
hepimizin gözünü korkutan şeyler vardır. bu bazen koskocaman bir toplumda kendinizi ezilmiş ve bitik hissetmeniz veya ev arkadaşınızın ani ayrılığı ile yeni alacağınız buzdolabının sağlam olup olmaması... herkesin olmak istediği kişinin bugün aynaya bakıp; "yeter artık durdurun dünyayı" dediğini hisseder gibiyim. herkes için zor olan, onun için de zordur. hiç kimseciklerin mükemmel olduğunu düşünmüyorum.  kendimi böyle zamanlarda, run lola run'daki lola'nın babası gibi hissediyorum. bu kadar şeyin üstüne bu gelmemeliydi.  ama bu arada, cidden hiç bir şey olmadığını fark ettim hayatımda. önce duygularımı aldırmıştım sonraları dikkatimi de aldırdım sanırım. insanlar gözüme, anten çekmediğinde televizyonlarda oluşan karıncalar gibi gözüküyor. sahi ben bayadır da televizyon izlemedim. bu konuda endişelerim epey fazla. televizyon neydi ki, bu konuda biraz zihnimi zorlayayım.  fark ettim ki son yazılarım hep bir toplumsal mesaj kaynamaya başlamış.iyice öğüt v...

çeşitli şekilde ölmek ve ona benzer şekiller

Resim
mer mer mer merhaba arkadaşlar. yine şaşırtıcı bir başlıkla aklınızı karıştırdım değil mi? böyle özelliklerim vardır. bugün bahsetmek istediğim şey tabii ki insanlar. son dönemlerde onları ne kadar çok sevdiğimi dile getirmiştim. basit şekilde anlatmak gerekirse; kocaman bir girdabın aklı başında su molekülleriyiz gibime geliyor. geçenlerde harika bir sosyal deney yaptım kendi çapımda. beş farklı insana, şu an çok kötü hissettiğimi, ciddi bir sorunum olduğunu falan söyledim. karşı taraflar da, hemen haliyle anlatsana moduna geçtiler. ben de; "şimdi olmaz, yarın anlatıcam kendimi toparlamam lazım." minvalinde şeyler söyledim. amaç acaba yarın herhangi birisi bunu hatırlayıp soracak mı onu öğrenmekti. ve tabii ki nice yarınlar oldu, hiç birisi sormadı bile. hatta üzerinden bir kaç gün geçtikten sonra başka bir konuda mesaj atanları oldu. buradan ne çıkarıyoruz. evvvet, insanlar harikadır. başkalarının sorunlarına çok değer verirler ve tabii ki başınıza gelen her şeyi onla...

nerede olduğum konusunda emin miyiz?

ya kesinlikle ben çok şanssızım... perşembe günü final sınavına girmeden 5 dakika önce cep telefonumu kaybettiğimi fark ettim. harekete geçme anım da, sınavın başlamasına yaklaşık iki dakika falan kalaydı. 500 kiloluk vücudumla koridorlarda koşarken cidden şaşkındım. santralde bir tane dayı vardı, ben artık finali falan bırakmışım yani telefonum derdindeyim. buluncak abi başka yolu yok. santraldaki dayı bağırmaya başladı, "sınavın kaçta?" falan. bende diyom dayı geç sınavı, bulalım şu telefonu. adam aniden "kooooş" yetiş moduna falan girdi. sınıfın yerini falan söylüyor o derece. final sınavına gelipte okuldaki sınıfların yerini bilmeyen biri gibi hissettim tabii o an, neyse hocayı da gördüm tam sınıfa koşarken. hayır sınıfa koşuyorum ama aklımda hala telefon. hocaya dedim işte, telefonu kaybettim sınava girebilir miyim? kadın benden daha çok üzüldü, yoo yoo olamaz falan. dedim ki yani daha fazla kötüleşemez. girdim sınava alakasız bir kağıt verdim. yani normal ...

sınava da az kalmış

Resim
ama hangi sınava ? sanırım akrep ve yelkovana kalbim kırık biraz. bu kadar hızlı gidecek ne vardı ? bir yalnızlık şarkısı

tükenmez kalemin incinen duyguları

Resim
merhaba arkadaşlar nasılsınız? bugün bomba bir giriş yapamadım. sanırım uykuluyum. güzel ders çalıştım cidden. finallerde şov yapıp seneyi bitireyim dedim. kendimi böyle ufak şımarıklıklarla donatmayı severim. dünyanın en boş insanı olabilirim. epic sax guy'un 10 saatlik videosunu izleyip duruyorum. 10 saat diyorum bakın. bu kesinlikle ağır bir olay. yazın internetsiz geçireceğim günler için, filmleri ve dizileri ayrıca oyunları depolamaya devam. yazın hepsini umarsızca tüketip, internetsiz de yaşamanın önemini aksettireceğim. bu gibi durumlarda kendimi, the prestige'deki fallen gibi hissediyorum. benim de dünyam var dostum buna inanmalısın. sanırım duygulara hala uzağım. bugünlerde "neden yazı atmıyorsun" mesajları almaya başladım. birinci de sustum, ikinci de şüphelendim, üçüncü de karar verdim. cidden bu aralar yazacak hiç bir şey olmasa gerek. yine sabah oldu yea ve ayağımı hissetmiyorum. lütfen beni kurtarın... size ne demek istediğimi söylem...

geldiğim yer yeterli değil

kısa uykularımdan birisinde, geçmişe dair bir rüya gördüm. bahsi geçen kişi de bunu twit olarak dile getirmişti yıllar evvel. benim geçmişimde çok kötülük yaptığım ve bugün o sebepten kendisini aşırı derecede ileriye taşıyarak bir şeyler başarmış birisi var. aslında insanlar geçmişte yaptıklarını unutamazlar. ben yaptıklarımla birlikte, aslında yapamadıklarımı da unutamıyorum. tüm bu olgunluğa geçiş evresi, bazen hayattan sıkılmak, bazen düşmek, bazen yok olmak.. bazen de insanların hakkını yemek. mesela birisinin zevklerini aşağılamak.  yıllar önce, hayatımda birisi vardı. müzik zevkini, izlediği şeyleri aşağılıyordum. hatta kopma nedeni olarak; "sen bana göre alt seviye bir insansın, değiştir şu zevklerini" gibisinden bir şey demiştim. hatta onun da ötesinde bunu bir başkası yapmıştı. bir insanı bu kadar aşağılamak büyük bir şey sanırım.  en çok üzüldüğüm şeylerden birisi de bu olabilir. farklı bir hayata başladığımdan beri, kendimi hep ezik, yalnız, izole, yetersiz ...

2017 Eurovision Şarkı Yarışması Değerlendirmem

Resim
Evet yazmaktan en çok zevk aldığım şeylerden birisine yer ayırıyorum bu yazımda. Cumartesi akşamı Eurovision geldi geçti... Peki benim dikkatimi neler çekti? Neleri beğendim, nelerden tiksindim? Hepsi bu yazıda. İlk olarak bence Ukrayna yetersizdi. Geçen sene İsveç'in harika gösterisi sonrası bu sene organizasyon yetersiz kaldı. Özellikle sunucuları beğenmeme rağmen, oyları açıkladıkları sırada çok hata yaptılar. Kim kazandı dersiniz? Hiç beğenmediğim bir şarkıyla Portekiz.. hiç beğenmesem de, cidden fena oy aldılar. iki oylamada da birinci oldular. şarkı çok slow, bana göre değil.. Benim en çok beğendiğim performans ise Belçika'nınki oldu.. adeta bir melek gibiydi blanche... ama dördüncülük de onun kaderiymiş sanırım.  alma'nın canlı performansı beklediğim gibi çok yalın kaldı. şarkıyı tamamen fransızca söylese daha iyidi. ama ben beğendim tabii ki almacığımı. dünyanın en güzel şeylerinden birisi kendisi... lucie de baya güzel söyledi...