Kayıtlar

Hikaye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Felecia 5.Bölüm

Kapkaranlık, hiçbir ışık olmayan bir buhran vardı. Tek bir sinyal bile alamıyordu. İçinde bulunduğu şeyin dahi ne olduğunu bilmediği ortadaydı. Neyin içindeydi böyle? Adımlarını attıkça ufak bir ışık süzmesi oluşmaya başladı. Gitgide büyüyordu. Her adım sanki büyütüyordu o ışık süzmesini. Bu bir yaklaşmaydı.  Tüm hayal kırıklıklarını, üzüntülerini şu an cebinde hissetmeden sadece amaçsızca bir şeye yaklaşma. Nefes alışverişlerinin sıklığı ona tedirginlik yaratmaya devam etti. Gitgide büyüyordu. En son ne zaman bu kadar hafiflemişti? Yaklaştıkça kendi ağırlığını da kaybetmeye başladı. Hoşça kal dünya, ona yaşattığın her şeyi al ve git. Gitgide büyüyordu… Ardından o ışık süzmesinin içindeydi. O bakışlar, o ilk bakışlar. Sanki senelerce kullanmak zorunda kalacağın bir ürününün açılmamış hali gibiydi. Nefes alışverişleri gitgide sıklaşıyordu. Bu aşkın başka bir tanımı mıydı? Kesinlikle değildi. Bu bir kurtuluş ümidiydi. Tüm acılarına, hayal kırıklığına gelecek şey idi. Sıkıca tut...

Felecia 4.Bölüm

Bir şeyleri anlatabilmek için konuşmak mı lazımdı? Yoksa bakışları yeter miydi? Bunları düşünürken uyuyakalmıştı erkek kişisi. İçinden çıkılmaz bir duruma soktuğunu düşünüyordu kendini. Ancak her durumun bir fırsatı olurdu. Özellikle de, o bakışlarında kalbini eriten bir şey vardı. Felecia ile tekrar karşılaştığında, o çok zorlandığı konuşma işlemine gerek yoktu artık. Peki sonsuza kadar sürecek bir şey miydi bu suskunluk? Olması gereken veya olması fayda sağlayan şeyler listesi yapıldığında, kendi mutluluğunu en üstte gören birisi için zor bir sınavdı. Hayatı boyunca kalbinden üstte tutmuştu kendini. Şimdi bu ikilem bir çok taraf için acı vericiydi.  Felecia cephesinde işler aynı ve durağan idi. Erkek kişisini görünce elbette ki, inanılmaz bir aşkın içine düşmemişti. Hatta aşkın ne olduğunu hala daha bilmiyordu. Bu yardıma ihtiyacı olan bir erkek ile ufak bir yardımlaşma idi. Aslında neye yardım ettiğini de bilmiyordu. Belki farkında olmadan bir hayat kurtarmıştı. Bu onu...

Felecia 3.Bölüm

Bir erkeği sevmek veyahut bir erkek tarafından sevilebilmek konularını çok uzun süre düşünmemişti Felecia. Bu kadar işin arasında vakit yetmemişti belki de. Önceki gün olanlara bir anlam verememesi de bu yüzdendi. Neden bir erkek karşısında nutku tutulmuş şekilde kalırdı ki, herhalde hasta falan diye düşündü. Belki de, Felecia da çok hastalanabilir ve uzun süre hastahanede kalabilirdi. Onun durumuna çok üzülen doktorlar da, artık onun evde durmaması gerektiğini ailesine söyler ve Felecia dışarıda tamamen özgür olurdu. Aslında güzel fikirdi. Ancak hasta bile olamayacak kadar güvendeydi. Elini falan kesse de, annesi zaten pansuman yapıyordu.  Yine bir ihtimal suya düşmüştü. Sanki bütün yollar kapalı idi amacına. Bunları kabullenmek daha acı vericiydi. Eğer yaşanması gerekiyorsa yaşanmalıydı her şey. Engeller olsa olsa, bu filmin kesilen sahneleri olmalıydı.  Bu sefer, daha inanmış bir adam vardı. Bu sefer susmayacaktı öyle, belki güzel bir söz söyleyebilirdi. Güzel g...

Felecia 2.Bölüm

Herkes kendine bir kelime seçseydi eğer, Felecia'nın tercihi "özgürlük" olurdu. Ancak seçtiğimiz şeyleri genelde elimizdekilerden belirlemeyiz... Her bir ıslığında farklı şarkı çalardı Felecia'nın. Kimi zaman bir ayrılık şarkısı, kimi zaman bir yağmur şarkısı, kimi zaman ise penceredeki soyulmaların şarkısı. Aşk nedir bilmezdi Felecia. Onun için insanların dışarıda sürekli satın aldıkları bir şey gibi gelirdi. Bir keresinde, annesine aşkın ne demek olduğunu sormuştu. Aldığı cevap ise, önemsiz bir detay olduğu idi. Felecia bunu pek sorgulamamıştı. Şu an olduğu gibi başka dertleri vardı. Yine aynı saatlerde o adam o sokaktan geçiyordu. Bu sırada Felecia'nın annesi yemeği pişiriyor. Dakikalar sonra evin diğer iki ferdini çağırmak için hazırlanıyordu. Kuşlar her zamanki yerlerinde, artık kararan akşamı cıvıltıları ile değil sessizlikleri ile idare ediyorlar, kaldırım taşları her zamanki yerlerinde ve üzerlerine basılmayı bekliyorlar, gökyüzündeki bulutlar artık o ...

Felecia 1.Bölüm

Bölüm 1 – Pencere Belki bir yağmur damlası daha temas eder ellerine diye, daha da uzattı ellerini dışarı Felecia. Bu pencerenin en sevmediği kısmı da o idi. Ne kadar içeri gömülmüş bir pencereydi. Yağmura dokunmak bile zordu. Bazen izlemek, hissetmenin yerini dolduramıyordu. Uzandıkça uzandı Felecia, bu onun ilk uzanışı değildi. Ancak tüm uzanışlarında da başarılı olamamıştı. Bunun bilincinde olan Felecia, sadece umut taşıdığı bu hareketine anlam verilmesini beklemiyordu. Halbuki, ne kadar güzel kokuyordu özgürlük. Dışarı çıkmak, koşmak, çiçek koparmak.  Felecia bunları tek başına yapamazdı.  İlla yanında birisi olmalıydı, ve genelde o birisiler bu eylemleri gereksiz buluyordu. Yapılacak işler varken ne gerek vardı böyle şeylere. Felecia bu durumlarda sessizliğe bürünür ve ikiletmezdi. Bir gün, güneşle arasında o pencerenin olmayacağını düşüne düşüne ömür geçirirdi. Özellikle, ilkbaharları çok severdi. Her ne kadar anlamsız bulunsa da, zar zor aldırdığı saksısındaki çiçek...