merhaba. yılın son gününe gelmişiz çoktan. aslında benim için diğer günlerden pek bir farkı olmayacak. yine de yaşanmış bir başka yılı şöyle bir gözden geçirmek fena olmazdı. bir sene daha geride kalıyor. geçen sene bu yazının 2024 versiyonunu yazarken ne kadar tuhaftım, ne kadar hevesliydim. bir şeyler düşünüyor ve olacağını zannediyordum. oradaki hedeflerimin hiçbirini başaramadım. bu şu an beni şaşırtmıyor. aslında realist baktığımız zaman hepsi saçma sapan fikirlermiş. lakin her şeyin imkansız gözüktüğü malum gün ile bu gün arasında uçurumlar var. kendimi kandırmamaktan falan bahsedip ölmeyi düşünüyordum. bugün aslında her şeyin aşılabileceğini görüyorum. sadece biraz zaman gerekiyor, benim gibi sabırsız bir insan için çok uzun bir zaman... bu arada hala ölmek istiyorum, ki zaten yaşayan bir ölüden farkım yok. eylülün sonundan beri geceleri tek başıma duruyorum burada. artık daha az aksiyon ve daha az insan var. kendimle çok fazla baş b...
aslında canım hiç yazmak istemiyor. sanki mecburen bir şeyler karalıyor gibiyim. anlatacak çok şey var, dile getirmek istediğim çok şey var. fakat ben bunları bir araya getiremiyorum. kendi kendime konuşurken bile yeterince içimi dökmüş hissetmiyorum. oturup birine anlatsam da cümleleri toparlayamam gibi geliyor. açıkçası bu konulara karşı içimde zerre heves kalmadı. ne anlatacak insan var, ne de anlayacak. yine de öyle berbat bir durumda değilim. sadece bir zamanlar derdimin mevcut felaketler silsilesi olması daha iyiymiş gibi geliyor. korktuğum başıma gelmeden olmadı tabii. sorunlardan içimde oluşan o çukurlara cılız kürekler atıldı, çukurlar dolmaya başladıkça mesele yine dönüp dolaşıp kendim oldum. halbuki ne kadar ilgiye muhtaç bir insanmışım ben. yine de bunun için hiçbir şey yapmıyorum. kimsenin dikkatini çekmeye çalışacak bir eylemim yok. kendimle ilgili her şeyde sessiz kalmaya devam ediyorum. sessizlik bir duruş mu, yoksa bir kayboluş mu? bunu...