acaba
geldik 2026'nın yazına... sıcağın dışarıya asla çıkartmadığı bir başka yaz! gerçi odamdaki vantilatör ve ofisteki klima beni her zaman zinde tutmayı başarıyor.. fakat dışarıdaki bu sıcağı bilmek bile olduğun yerde terletiyor. bu yazının nasıl başlayacağını uzun zamandır düşünüyorum....aslında yazının kendisini değil de, ilk cümlesini.... çünkü ilk cümleyi yazınca devamı geliyor. ilk cümleyi yazamazsam, saatlerce boş sayfaya bakıyorum. bu sefer de öyle oldu... iki üç aydır aklımdan sürekli "bloga bir şeyler yaz." diye geçiriyorum. sonra bilgisayarı açıyorum, yazı ekleme şeysine giriyorum, imleç yanıp sönüyor... ben de çıkıyorum. çok ilginç.... yazmayı seviyorum. ama bazen yazmak istemiyorum. ikisinin aynı anda olabilmesi de ayrı bir gariplik. 2026'nın yazı geldi. ben yine bu oteldeyim. belki de buradaki son yazım olacak bilemiyorum.. içimde garip bir his var. yine de buradan ayrılmasam da tehlikede değil gibiyim. mevsimler sonuçta gelip geçen şeyler. zaten son bir...