11 Aralık 2018 Salı

hala buradayım

merhaba arkadaşlar uzun zamandır aranızda değildim. evet kabul ediyorum kendimi ilişkinin muhteşemliğine kaptırıp artık dert yanmıyorum. hayatım iyi gidiyor bu sebeple bir şey yazmıyorum galiba. eskiden kötü şeyleri yazarak aşmaya çalışırdım. lakin sanırım blog benim keyfimden nasibini aldı. aslında her şey süper mükemmel değil ancak keyfim iyi yani. geceleri dertlenmiyorum. tabi siteyi çok boşladığımı düşünüp bir yazı kaleme almak istedim. kesin muhteşem bir şey olur ve tarihe geçer bu yazı dimi. zaten okunmam düşmüş baya. yine depresif mi olsam napsam. ilginç şeylerin gözdesi muazzam bloguma uzun zaman sonra merhaba.

aslında yazacak şey vardı da..yediremedim yazmayı. çocukluk kahramanım fernando alonso emekli oldu. her pazar onun için yarışları izleyip, onun son zamanlardaki başarısızlıklarına o kadar alışmışım ki, gitmesi bir boşluk yarattı bende. en çok üzüldüğüm olay buydu sanırım son zamanlarda. 

ilişkim harika gidiyor. aslında bu zamana kadar çoktan bıkarım veya soğurum diye düşünürken daha da bağlanır buldum kendimi. kendisi çok tatlı bir şahıs takdir edilesi bir insan. herkesin kusuru vardır tabi. onun kusurlarıyla benim kusurlarım yarışsa yok ederim o da ayrı bir gerçek. her şey iyi olduğu için dertlenmiyorum. ufak tefek problemlerim var sadece. bunlar da aşılır veya aşılmaz şeylerden ziyade mideyi tok tutuyor diyelim geçelim. hep dert anlatmak usandım buradan. gerçi mutluluk da anlatamıyorum. 

ev arkadaşım beni kız arkadaşına tercih etti. bakın artık ev arkadaşım diyorum sadece eskiden olsa çok çok yakın bir arkadaşım derdim. ancak yıllardır olan birlikteliğimiz, hayatına yeni giren bir kız sebebiyle bitiyor. inanılmaz değil mi? bence de inanılmaz. sağolsun o kadar kırdı ki beni durum. demek ki neymiş en yakın arkadaş da olsa, ihtiraslara kurban gidebiliyormuş. artık bütün yakın arkadaşlarımla bu konuda temkinli olacağım. daha evvelde başıma gelmişti bu. hayır yani biz sevgili yapınca hiç kimseyi göndermiyoruz veya hiç kimseyi otuzuncu plana atmıyoruz. ama insan karakterinin bir kusuru sanırım bu. yapacak bir şey yok herkes yoluna devam etmeli. şartlar ne kadar değişirse değişsin affedemeyeceğim bir olay bu. daha önce yapanları da affetmemiştim.

yıllar evvel hayatımda çok tatlı bir kız vardı. gece gündüz konuşmak istediğim bir kız. hani her ne kadar ben o dönemler ufaktan yanlasam da, o dönemki olayımız hep arkadaşlık olduğu için bana göre hep bir arkadaş olarak kalacaktı. ve yıllar sonra çıkageldi. şaştım kaldım. yıllardır haber alamadığım birisi, gecenin köründe tak diye karşıma çıktı. ama insanlar değişir ya. ben yine her zamanki gibi üzerine gittim bir şeylerin ve kızdırdım galiba. huyum kurusun, insanlar olumsuz bir yön belirttiğinde hemen yardımcı olasım geliyor, ki o kişi sevdiğim biriyse. yıllardır görüşmedin la demeyin, görüşmesem de onu bulmak için çok çaba sarf ettim. aniden çıkınca karşıma tabi tüm emeklerimin aslında ucundan yakalamış emekler olması da üzdü beni. keşke ben bulsaydım dimi. neyse sevindim ama. ben de biraz tutsaydım kendimi daha güzel olurmuş ama küsmedik herhalde sadece biraz kızdı. 

bazı insanları anlayamıyorum. söylediği cümlelerden gereken anlamı çıkardım diye yanlış anlam çıkarmış olabiliyorum. sunumla alakalı canımı sıkan bir hadise oldu. yıllar sonra hatırlar mıyım bilemiyorum da, insan "herkes evinde kendi yapsın" diyip de, "niye benden habersiz yaptınız" der mi? e sen istemiyorsun toplanmak zaten neden daha üsteliyorsun. ben sunumların grup ödevi olduğunu düşünüp hep birlikte toplanarak yapılmasından yana olmuşumdur hep. buna uymayan insanların gelip bana hesap sorması da fazla ironi değil mi? neyse büyük ihtimalle hatırlamayacağım bu hadiseyi. eğer hatırlarsam şimdiden geçti gitti diyeyim. 

şu instagrama araba sürerken müzik açıp hikaye atanlara kıl oluyordum. şimdi de gece hastanede serum yeme hikayeleri çıktı karşıma. kardeşim bir kızın sizinle aşk yaşaması için neden bunlar gerekli anlamıyorum. sen serumlu foto atınca mesajlar gelip; "helal olsun valla tam sevişmelik erkeksin" mi diyorlar anlam veremiyorum. ben instaya hikaye atınca unf yemiştim. adil değilsin dünya cidden. 

"You think I'm not serious just because I carry a rabbit around?"


"Hi can you send an ambulance to 2618 Mountain Drive...Gunshot wound to the stomach.
Don't say I never do nothin for you...Okay."



çok tatlı ezgisi olan bu şarkımı da buraya bırakıyorum. 


bu sefer daha yakında görüşmeyi umuyorum. planlarım bu yönde. sevgiler

25 Eylül 2018 Salı

bayadır yoktum..

merhaba arkadaşlar... uzun uzun uzun süre sonra karşınızdayım. gerçekten bu bloga bu kadar uzun ara verdiğimi hatırlamıyorum... 10 hazirandan beri herhangi bir yazıyla gelmemişim.. tamı tamına 3 buçuk ay olmuş. normalde bu kadar uzun süre yazmadığımı hatırlamıyorum. sanırım hayat bazı şeyleri aniden yaptırıyor.

öncelikle gerçekten çok mutluyum. hayatımda bu kadar mutlu olduğum başka bir dönem olduğunu kesik kesik hatırlarım. gerçekten harika bir ilişkim var. bazı konularda fikir uyuşmazlıklarına düştüğümüz olsa da bunların zamanla aşılabileceğini düşünerek şimdilik hiç bir sorun görmüyor ve gelecek hakkında iyimser davranıyorum. umarım hayatın verdikleri ve aldıkları altında o eski uçurum olmaz.

neyse anlatmaya nereden başlayayım.. evet yazın ilk bittiği dönemler. onunla tanıştığımda demeyeceğim çünkü aslında uzun zamandır tanıyordum. aklıma onunla bir ilişki yaşayabileceğim düşüncesinin geldiği ilk anı şöyle tarif edeyim. aslında arkadaşçaydı her şey. yani eski tecrübelerim ve hayal kırıklıklarım bana yeterince sorun yaşattığı için mesafeli duruyordum. ancak ne zamanki onun ilgisini iliklerimde hissettim. o an bir ihtimal olacağını düşündüm. ne bir çalışma, ne bir hareket tamamiyle aniden gelişti her şey. şaşırtıcıydı ancak sonu çok güzel oldu. onunla 1 ay geçirebildik beraber. dolu dolu çok tatlı günlerdi. ardından yaz tatili girdi tabi araya.

korkuyordum. yani 3 aylık ara bana bitmez geliyordu daha başlamadan. hani diyordum ki bu 3 ayda ben kesin soğurum bir şey olur vs...

daha da bağlandım arkadaşlar. sevgi oluşmaya başladı içimde. yani belki yine istediğim karşılığı almıyordum ama bir şans verilmişti şahsıma ve onu iyi değerlendirmeye çalıştım. şu an onun durumu bana karşı daha iyi. yani uyumluyuz bir çok konuda.  konuşulan konular, yapılan hareketler hep bir uyum ahenk içinde. bütün yaz her acımda, her güçsüzlüğümde elimden tutmaya çalıştı. onun bana bu kadar ilgili davranması beni çok mutlu etti. onu gerçekten şu an  çok seviyorum ileride umarım duygularım ve onun duyguları aynı kalır ki hep yüzümde gülümseme olur.

tüm yaz çalıştım arkadaşlar. çok yoğundum gerçekten. bu da bana yazı yazacak vakit bırakmıyordu. uzun uzadıya mesailer bilgisayar yüzü göstermiyordu. eve gelir gelmez uyuyordum. hem ne yazacaktım ki? en fazla çalıştığım anları yazardım. hep aynı olan şeyi de sürekli yazamazsınız.

bu sene gerçekten çok şey öğrendim. en birincisi artık her şeyi becerebileceğime inanıyorum. eskiden bir çok şeyi becerebilen birisi değildim. bu sene öyle işler yaptım ki on parmağımda on marifet misali her işi kıvırdım. kendimle gurur duyuyorum ve çok güzel para kazandım. o yandan harika bir yazdı. e tabi çok yoruldum ama insan yaşı ilerledikçe alışıyor bazı şeylere.

kocaeliye gelmeden 2 gün önce merdivenden düştüm. bu da belimde ciddi sakatlığa yol açtı. omurilik mi ona yakın bir kemik mi çatlamış bir şey olmuş. afedersiniz oturamadım 1-2 ay. o açıdan çok zordu.


bu sene florence,jain ve princess chelsea albüm çıkardı. bu sebepten gerçekten çok mutluyum. hepsi de çok iyi iş yapmış ancak jaine ayrı bir bayıldım. bütün şarkıları mükemmel olabilir mi? gerçekten çok geliştirmiş kızcağız kendini. oh man şarkısı verdiği mesaj sebebiyle birazda çok hoşuma gitti ilk olarak bunu paylaşmak istedim. zamanla başka şeylere de göz atacağım.. yakında marina hanımdan da bir sürpriz gelebilirmiş beklemedeyiz.


yazın bazı arkadaşlarım gerçekten çok yanımda durdular bu açıdan çok mutlu oldum. gerçekten büyük sorunlar yaşadım. özellikle baba konusunda büyük hayal kırıklıklarım oldu. affemedeyeceğim şeyler olduğunu düşünüyorum. asla eskisi gibi hissetmeyeceğim çok açık.. ne yazık ki bu hayatta yapayalnızım. sadece diğer insanların merhametine kalmış durumdayım. 

bir diğer bahsetmek istediğim husus, fergie'nin resmen black eyed peas'tan ayrılmasını öğrenmek oldu. kolay gelebilir ancak onlar benim dinlediğim ilk yabancı şarkıların mimarlarıydı. fergie ve diğerleri hayatımda çok önemli figürler olarak yer aldılar. bilemiyorum blog, yaşlanıyorum gibi geliyor bazen. eski güzel günler bir daha gelecek mi acaba? bir gün sevdiğim tüm şarkıların sahipleri kaybolup gidecekler mi başka diyarlara.. üzüntü verici gelecek kaygıları.. 

tam şu anda burnum kanamaya başladı. geçmişi andığım bir geceydi. biraz da ondan sebep yazmak istedim galiba. 

bütün yaz öyle aham şaham maceralarım olmadı ancak körfezin geliştiği gerçeğini göz ardı edemeyeceğim. insanı değil tabi. öyle bir körfez buldum ki bu sene. resmen dışarı çıktığımda gidecek yerim vardı. bu yıllardır burada yaşayan bir genç için enfes bir duygu. tabi biz göremedik. nazillinin ihtişamına kaptırdık kendimizi..

her neyse uzun zamandır şikayetçi olduğum bir şey var. araba sürerken müzik açıp ve bunu videoya çekip instagrama atan herkese gıcık oluyorum. bunun mantıklı bir hareket olduğuna beni ikna eden ilk kişiye sinema ısmarlıyorum. inanılmaz bir saçma bir şey ve her gün maruz kalıyorum. 

instagram demişken bütün yaz hikayelerde tatil yapan kişileri gördüm. herkes mutluydu. insanların o hikayelerdeki gülüşlerini sadece bir kez yaşasam yeterdi be blog. ancak tatil göremedim tam aksine uykusuz günlerim oldu genellikle. bu çok zor bir durum. umarım ileride ben de dinlenebilirim hayatımda. 

kaçyunaka sen çok kral bir insansın.

aklımım ucuna oturup kendimi bekledim..gelmedim gelmedim

bazen tek yapmak istediğim prestige filminin final sahnesindeki replikleri canlandırmak oluyor kafamda. bazen kafamın içini anlamıyorum blog. bazen öyle noktalarda oluyorum ki anlıyorum bunlar benim limitlerim.

neyse bu kadarcık olsun şimdilik yazım.. 

sevgiler 

10 Haziran 2018 Pazar

kapıyı açtık şimdi hepsi içeri giriyor

mer mer mer mer mer haba arkadaşlar... bloguma hoş geldiniz.

nasılsınız??? valla ben iyiyim. uzun zamandır yazı atmıyordum fark edenleriniz olmuştur. sanırım hiç bir olay yaşamadığım için böyle bir şey yaşandı. aslında bir olay yaşadım da, sihrini kaçırmak istemedim. bence tahmin edilebilir bir şey... evet arkadaşlar bir kız arkadaşım var artık... bununla ilgili uzun bir yazı atacağım ilerleyen zamanlarda..

finallerim çok zor gözükse de, hepsinden maksimumu alarak şovumu yaptığımı düşünüyorum. böyle zamanlarda kendimi, django filmindeki samuel l jackson gibi hissederim.

en son şuna tilt oldum. geçen sene şartlı geçtiğim bir dersi bu sene yükseltmek için aldım. galiba kalacağım ancak şöyle bir durum var. dersin bütü 11 haziranda, hoca hala notu girmemiş. her ihtimale karşı büte mi gireceğiz anlamadım hocam? böyle ilginç şeyler de olabiliyor.

bir dönemin daha sonuna geliyoruz. sıradaki adım 3 aylık kocaeli macerası olarak gözüküyor. bu sefer üzgün dönmüyorum sevgili blog, hatta az biraz evini özlemiş birisi olarak dönüyorum. yine de, 1 hafta olmadan hemen gitsem moduna geçecek olsam da, sonuç olarak eskisi gibi nolur gitmeyeyim durumu yok. sanırım bu konuda da olgunlaşacağım.


marina and the diamonds'u yeni keşfetmiş sayılırım vallahi bayılıyoruz sana ablacım. 

sene başında aldığım ev arkadaşıyla yollarımızı ayırdık. öğrenci evimden, milletvekili yeğeni, yemeksepeti muhtarı ve çöp biriktiricisi bir ev arkadaşı geçti. yine de nefretlik bir durum olmadı. sanırım diyalog bir çok şeyin çözümünde rol alıyor. 

seneye okula düzenli gitmeyi düşünüyorum. bu sefer bir destekçim de var. sanırım olacak he ne dersiniz?

bu arada seni çok özledim sevgili arkadaşım. üzüntülerimi seninle paylaşamadım, en azından sevincimi paylaşabilseydim. olsundu bir yerlerde beni duyduğuna eminim. 

allah eski defterlerinde belasını versin, hala arada sırada laf yiyoz.

yine yazacak ekstra şey bulamadım. umarım toparlarım bir ara uzun bir yazı atarım. 

kendinize iyi bakın 

sevgiler

23 Mayıs 2018 Çarşamba

bitmez sanarsın

mer mer mer mer mer haba arkadaşlar, türkiye'nin en samimi, en vizyonlu, en havalı ve en tatmin edici bloguna yine hoş geldiniz.

hayatımda her şey şu sıralar çok iyi o yüzden inanılmaz mutluyum. uzun zamandır kabullendiğim yazgımın tersine evrilmesi harika oldu. üstelik gerçekten inanılmaz bir hikayeyle...

yıllardır hep bir şeyin arayışında olduğumu hissettim. çabalar, zorlamalar.. bunlar hep hayatımda odaktı.. sonra hayal kırıklıkları işte.. hani denersin denersin ve yapamazsın ya.. ben de bırakmıştım bir yerde bütün denemelerimi.. çünkü bu benim yazgımdı ve kabullenmem gerekiyordu..

iyi şeyler birden bile oluyor sevgili internet alemi.. hiç beklemediğiniz anda oluyor hemde..

kendimi şanslı hissediyorum. sabredin totemi bozmaya çok az kaldı. biliyorum ne kadar umrunuzda olacak benim iyi haberlerim ancak gerçekten mükemmel bir haberim var.

tüm sınıfın kağıttan okuduğu sunumu, ezberden okudum diye 100 aldım bugün. bu tamamiyle 800 iq bir başarıydı. bunun için kendimle ne kadar gurur duysam çok..

sonracığıma, okul yakında bitecek.. beni yaz ayında neler bekliyor çok meraklardayım.


bugün de bunu paylaşayım dedim.. anlamsız gelebilir biraz ama melodisi çok hoş değil mi? 


her neyse sevgili blog.. son günlerde iyi şeylerin yanında, kötü şeyler de olmadı değil. sevdiğiniz insanların sizi başkalarına tercihine maruz kalmak kadar kötü bir şey yok. hatta o sevdiğiniz kişi, en değer verdiğiniz arkadaşınızsa işler daha da karma karışık bir hale geliyor. kızıyorum gerçekten çok kızıyorum..

valla bu aralar yazacak bir şeyim yok. uzun süre atmayabilirim yine.. şu an fazla boşum diye atasım geldi aradan çıksın xd 

sevgileeer

19 Mayıs 2018 Cumartesi

2018 eurovision şarkı yarışması değerlendirmem

merhaba arkadaşlar yine çok umurunuzda olan bir değerlendirmemle karşınızdayım..

çok sevdiğim eurovision bu sene de geldi ve geçti...

aslında bu sene çok belliydi kimin kazanacağı, o yüzden pek şaşırdığımız bir sonuç olmadı.

yine de bir çok olayda keyif aldığımı söylemeliyim...

öncelikle kazanan şarkı ile başlayalım..

israil adına yarışmaya katılan netta, zaten şarkı yayınladığı ilk gün favori olmuştu. her ne kadar şahsi olarak beğenmesem de, bakınız eurovision'un youtube kanalında şarkı yarışma gelip çattığı zaman tam 18 milyon kere izlenmişti. en yakın rakibinde bu sayı sadece 1.5 milyondu.. hal böyle olunca şarkının popülerliği ve kazanabilitesi çok açık aslında..


canlı performansı, şarkının orjinali gibi değildi haliyle... ancak gerek netta'nin fazla kilolarına rağmen cesur davranması.. şahne şovu...sempatisi derken sonuç pek şaşırtmadı. bence hak etti, çünkü dediğim gibi bu kadar büyük kitleye erişebilecek şarkı yapabildiyseniz yarışmayı da kazanırsınız..



eleni için söylenecek çok şey yok... daha şarkısı ilk yayınlandığında çok beğenmiştim. ancak canlı performansı dansı dışında pek sarmadı beni. genel kitlede tam tersi oranda, şarkı ilk çıktığında pek tutulmadı ancak provalar ve yarı finaller sonrası bir ara bahislerde netta'yı bile geçmişti. melodisi çok güzeldi... eurovisiondan arnavut güzeli eleni geçti diyelim...

benim favorilerim her zamanki gibi batırdı.. alıştık artık her sene...



sennek benimi için bu senenin en büyük favorisiydi.. ancak hanımefendi kötü canlı performansı ile birlikte yarı finalde elendi. üzüldüm açıkçası. geçen sene blanche de hayal kırıklığı yaratmıştı ancak dördüncü olmuştu. sennek hanım direk yarı finalde elendi epey üzüldük...



bu tayfa gerçekten çok iyiydi ancak şarkıları tutmadı ne yazık ki...zhana hanımın sia cosplayı güzeldi sesi de harikaydı. ancak şarkıda ön planda değil gibiydi. biraz daha onu koysalarmış belki bir şeyler olurmuş..



geçen sene alma adındaki dünya tatlısı hanımla beni hayal kırıklığına uğratan fransa bu sene daha güzel bir şarkıyla geldi dediler... bana göre daha güzel değildi ama beklenti alma'dan daha fazlaydı.. olmadı. şarkı yine de güzel..



sopranomuz sevgili elina hanım gerçekten muazzam bir performans sergiledi. ancak netta ve eleni hanımlar olduğu için ne yazık ki istediği sükseyi yapamadı. ancak canlı performansı kesinlikle 10/10



sonuncu olur dediler, finali rüyasında görür dediler.. sloven kraliçem lea finale çıktı elinden geleni de yaptı. bu şarkıyı çok ayrı sevmemin bir sebebi de slovence olması idi. vallahi helal olsun lea hanıma. beğenerek takip edeceğiz.



favorilerimden demeyelim de, içimden bir ses rybak efendinin kazanacağını söylüyordu. kolay iş değil, yarışmanın puan rekoru hala kendisinde. 2009'daki efsane performansı kim unutabilir. reisin şarkısı muazzam değildi ne yazık ki, dedim belki sahne şovu kurtarır falan ama yetmedi. kral bulaşmasaydın keşke diyoruz ve üzülerek kapatıyoruz..


kısaca eurovision bu sene de böyleydi.. geçen seneki salvador denen primcinin üstüne bu seneki rekabet çok iyi geldi. özellikle jüri oylarında ortalık epey karışınca, avusturyalı esmer abimiz birinci çıkınca aha dedim işler karışacak.. ama televotingde netta işi çoktan bitirmişti. seneye daha zevkli, daha keyifli bir yarışma olmasını umuyorum. okuduğunuz için sağolun çünkü eurovisionu gerçekten çok seviyorum... sevgiler

6 Mayıs 2018 Pazar

we all have a hunger

mer mer mer mer mer haba arkadaşlar yine yepisyeni bir yazıyla sizlerle birlikteyim. aslında yazıyı atmamın sebebi Florence adındaki dünyadaki en güzel varlıklardan birinin yeni şarkısını bir an önce paylaşmaktı...

eğer bunu 3 mayıs'da yapsaydım arka arkaya yazı atmış olup bu blogu şımartmış olacaktım. yahu sen benim blogumsun kendine gel 3 ayda 1 yazı gördük biz üstad neler oluyor....

biraz doldurayım şarkıyı atana kadar en iyisi...

öncelikle keyfim gerçekten yerinde...yani iyiyim...en son bu kadar iyi olduğumda berlin duvarı falan yıkılıyordu o derece diyeyim size... ama çok da abartmamak lazım, yarın sabah yine depresyona da girebilirim. değişik işler dediğinizde akla ben geliyorum.

aklıma nedense kavak yelleri efe geldi bu saatte....üstad o neydi öyle ya, "kuzucum ben sana hala deliler gibi aşığım xd." üstad uçurumdan yuvarlanıp kayboldu, başına gelmeyen kalmadı hala aforizma kovalıyordu. efe kaygusuzun askerleriyiz. abim zamanında çok seviyordu kavak yellerini...fragmanlarını 5-10 defa izlediğini bilirim. cidden şimdi düşününce o dizi gibi gelmemiş abi... her bölümü aksiyondu ya. hatta bir makara vardı sizinle paylaşam. abimle hala konuşur güleriz bu konu hakkında. işte bu efe kaygusuzu oynayan dağhan kulegeç diziye geri dönmüştü, sonra bir daha ayrılınca bir tane fan sayfası şey yazmıştı; "dağhan kulegeç, yapımcı timur savcıyla yumruk yumruğa kavga edip üzerine sandalye fırlatınca diziden kovuldu." diye... tabii size komik gelmiyor ama şimdi düşününce bu yazan kişi kimse baya ütopik yazmamış mı? dizi oyuncusu, oyuncu arkadaşıyla kavga eder, yönetmenle kavga eder ama yapımcıya niye sandalye fırlatsın abi. böyle komik olaylar falan..

bir de şu sıralar yeni favorimiz; "fehmi kızılata" diye birisi. bu eleman abime acayip derecede benziyor hatta tıpatıp aynısı... ben her 4 ayda bir bu elemanın resmini abime gönderip; "abi niye farklı hesaplar açıyon" falan diye şakalaşırım. o da anlamsız şekilde fehmi'ye küfür eder. adamın suçu ne yahu sadece abime benziyor.. fehmi abimi anıyorum buradan.. ileride unutursam inanılmaz derin bir olay olduğunu hatırlayıp güleceğim. evet osmancım gülüyorsun değil mi şu an :)

bir başka komik olayımız da; illerin gelme hikayeleriydi. o kadar anlamsızdı anlatamam.. mesela maraş'ın ismi nasıl gelmiş biliyor musunuz? bir gün bir evde adamla kadın oturuyormuş. adam f harfine m diyormuş. karısına demiş ki; "getur bakayum şu maraşu" tam o sırada oradan geçmekte olan namık kemal demiş ki; "buranın ismi maraş olsun." bunu ne zaman ansak çıldırasıya gülüyorum. tabi size komik gelmiyor.. ancak ben 7-8 yaşlarında abimle yaptığım bu komik espriler o kadar değerli ki şu an. bazen diyorum ne kadar masummuşum. dünyanın derdi, bütün açlıklarımız o kadar uzakmış ki, nelerle mutlu oluyormuşuz. güzel anılar değerlidir. onları asla unutmamak gerekir. keşke bütün güzel anılarımı hep yaşayabilsem. bazen unutuyorsun ama farkında olmadan...

evet Florence'in şarkısını atmak için yazdığım yazıda abimle olan anılarımın andım hep. iyi oldu bir bakıma.. ileride okuyunca çifte neşem olacak desene :)

gelelim şarkıya..

bu kadar çok hoşuma gitmesinin anlamı, yine kendi düşüncelerimi anlatması sanırım. yazının başlığına da nakaratını koydum. hepimizin o kadar çok açlığı var ki, hiç bir şeyden öyle yetinmiyoruz ki hep daha fazlasını istiyoruz. ama bir türlü tutunamıyoruz.



I thought that love was in the drugs
 Aşkın uyuşturucularda olduğunu düşündüm 
But the more I took, the more it took away 
Ama aldığımdan daha fazla, sürdüğünden daha fazla 
And I could never get enough 
Ve asla yeterli olamadım 
I thought that love was on the stage 
Aşkın sahnede olduğunu düşündüm 
You give yourself to strangers
 Kendini yabancılara verdin 
You don’t have to be afraid 
Korkmana gerek yok
 And then it tries to find a home with people, oh, and I’m alone 
Ve sonra bu insanlarla ev bulmaya çalıştı, ve ben yalnızım 
Picking it apart and staring at your phone 
Parçaları topluyorum ve telefonuna bakıyorum... 

We all have a hunger
Hepimizin açlığı var ..
We all have a hunger
Hepimizin açlığı var..



bu arada Florence fena yaşlanmış... klipte izlerken bir içim geçti. hey gidi hey be. yılların kraliçesi de yaşlanıyormuş.. iki şarkıyı öğrendik, kaldı geriye 8 tane. bir yandan üzülüyorum, bir yandan seviniyorum. kolay değil üç sene idare edeceğiz :) high as hope...

sevgiler..

2 Mayıs 2018 Çarşamba

zaten anlamıştım

merhaba merhaba merhaba arkadaşlar....

internet aleminin en nitelikli çocuk kanalına hoş geldiniz. bugün yine eğitici, öğretici ve geleceğe hazırlayıcı bir içerik ile karşınızdayım. çünkü bildiğiniz üzere bu hayet gayem.

birlikte olmadığımız süre içinde çok çok çok cesur bir adım attım. baya baya şaşıracaksınız. ancak ben daha bu süreç bitmeden sizinle paylaşmama taraftarıyım. ama var yaaaa kaosa sürükleneceksiniz abi inanılmaz efsane bir şey olabilir. yani olması taraftarıyız, olmasını isteriz. istemeyenler varsa cidden üzülürüm. yani ona göre bir şekil alırsak sevineceğiz. bence herkes olması için çaba göstermeli özellikle ben..

okul yine başladı ama bu sefer o kadar da sıkıcı değil yani...

neden sıkıcı değil dediğim hakkında epey bir fikrim var.

uyku düzenimi ne güzel 12 ye çekmiştim. bu LoL illeti yüzünden yine saat 5 oldu vallahi ağlicam.

geçen gece 23 nisan parkında, motorcular ve köpeklerin saldırısına uğramadık ancak önümüzde epey bir gösteri yaptılar. olay örgüsü şu şekildeydi. biz çimende çekirdek yerken. ortaya önce motorcular geldi. vın vın yaptılar. sonra polis geldi. tın tın diye kaçtılar. sonra köpekçi tayfa geldi. bir iki üç derken, yedi sekiz köpeği topladılar ortalığa. her kafadan bir hav çıkıyordu. sonra bir daha polis geldi. köpekler kayboldu. sonra bir daha motorcular geldi... gerisi sonsuz döngü...

ancak günün kaybedeni motorunu park eden genç oldu. polisin yakalamasıyla ceza kesilen gencin dramı görenleri ağlattı...

nazelli'nin akşam saatleri cidden çok güzel oluyor bunu fark ettim.


bu arada florence'in yeni albüm çıkaracağını söylemiş miydim? bence söylemiştim ama bir kez daha söyleyeyim. hatta 3 mayıs tarihinde yeni bir şarkı yayınlayacaklar. inanılmaz gururluyum. florence harika bir duygu. 

bugün hayat dersi veresim yok çünkü keyfim yerinde. yani bazen korkularının üzerine gidersen iyi şeyler çıkabildiğini gördüm. kesin konuşmamakla birlikte sonuna kadar mücadele ederek 800 iq gösterme fırsatını yakalayabilirim. umarım herkes bu konuda beni destekler.

eğer hiç biriniz desteklemicekse peşinen söyleyin de rahatlayayım. 

hayatımda bu aralar çok fazla; "ne,neden,niye ve ee" var.. bunlarla yaşamak güzel haliyle.

of yazının tam şu anında what kind of man çalmaya başladı. başladığında durdurmaya kıyamadığım şarkılar kuşağı.

bugün, sene başında evimize aldığımız ev arkadaşımız ile yollarımızı ayırma kararı aldık. yani kendisi hiç haz etmiyordu bizden, dağınıktı falan yapcak bişi yok. ben de hata yaptım bir daha yapmam umarım. ev arkadaşı meselesinde 78 defa falan düşünün. 

never close to dooooor

zayıflamak istiyorum.

gçemişe dair ne kadar çok anım olduğunu her hatırladığımda içim burkulur. her ne kadar hayatımı eleştirsem de, yaşadıklarımı düşününce inanılmaz fazla geliyor. tüm hayatımı bir kitap haline getirip baştan aşağı her anımı okumak isterdim. hayat geçiyor, yıllar geçiyor... bakalım gerisi ne getirecek.

size ne demek istediğimi söylemek isterdim, ancak büyük ihtimalle anlamışsınızdır.

sevgiler.

21 Nisan 2018 Cumartesi

düşününce çok güzel

mer mer mer mer mer haba arkadaşlar internet aleminin en tutarlı olayına yine yine yine hoş geldiniz. görüşmeyeli nasılsınız bakalım? ben iyiyim çünkü vizelerim bitti falan harika duygular içindeyim. dünyanın en güzel olaylarından birisinin vizelerin bitmesi olduğunu işaret edebilirim.

böyle durumlarda kendimi get a job filmindeki "skeezy d" gibi hissediyorum. çok kral adamdır buradan kendisini anıyoruz....

valla cidden vizelerim bitti. yani abi o kadar rahatladım ki, bir ara her ertesi gün vize olmasının verdiği bir üzüntü vardı...

bu arada söylemiş miydim? Florence + Machine, yani kraliçemin olduğu grup albüm çıkartıyor. dünyanın en güzel haberlerinden birisi bu olsa gerek. 2015 yılından beri biz albüm bekliyorduk ve olanlar oldu. dağa taşa "high as hope" yazacağız... üst üste iyi olayların olması beni mutlu ediyor. hatta berbat geçti dediğim vizeden hatrı sayılır bir not aldım diye daha da sevinmiş bir haldeyim....

buraya yazmayarak totem yaptığım bir başka müthişli olayım daha var. eğer gerçekleşirse inanılmaz mutlu olacağım. 

high as hope...

sonracığıma, lin pestocuğum da şarkı çıkartmış. üstüne bir de özge ertal adındaki prenses de bir şarkı çıkarsa tarihin en iyi haftası falan olabilirmiş. ancak yine de üst sıralarda yer alacak bir etki bırakmış.


bazı zamanlar hayatın beni delirtmeye yönelik iksirini içtiğimi düşünsem de aslında her şeyi yaşıyoruz ve bitiyormuş gibi..

otobüs kuyruğunda, kızlara yavşayan saçı uzun lavuk seni unutmadım. inanılmaz sinir bozucu şekilde sıradaki 7-8 kıza ağzını yaya yaya sulandı herif, sırada da önüme geçti. böyleleri yok edilmeli abi. 

çok sevdiğim bir arkadaşım, eskiden kendisinde iz bırakan ancak şu an kendisiyle görüşmek istemeyen kızı stalklamak için, "mersin kütüphane, mersin edebiyat, mersin hayvancılık ( bundaki amacı hayvan hakları vs. imiş ama adını bu koymuş herhalde bunda yarılmıştım.) gibi insta sayfaları açıp takip etmiş. sonracığıma okuduğu bölüm olan; "ankara sosyoloji kulübü" diye sayfalar daha açmış. kız bu sayfanın isteğini kabul etmiş ancak bütün takipçileri arapça yazdığı için çıkarmış sonra sanırım. anlattığında kahkaha atmıştım. buraya yazarken yine kahkaha atıyorum ama siz gülmüyorsunuz. olsun unutmamak için yazdım buraya da muazzam olay ya. ben de "ankara hukuk kulübü" falan diye açardım ama bizim dostumuz bizi unfollow etmedi allahtan. 

florence albüm çıkarıcak demiş miydim? demiştim bence ama abi 11 şarkı var işin ucunda çıldırmamak elde değil. 

hayatımın son zamanlardaki en rehavet dönemini yaşıyorum. bozulmasa güzel olur. bozulursa da alışkınım yani hayırdır kardeşim biz mutluluk masallarına kanmayı bıraktık. 

rüzgar benim yönümde eserse amenna.....

uzun zamandır uyku düzenim 12-8 idi ama bugün yine saat 3 ü bulduk... nasıl düzelticez kim bilir. düzeltiriz ya nolcak abi kırk yılın başı bişiler doğru gidiyor. hep bu uykuyu düzene sokmamla başladı. abi buldum ben formülü ya. 

youtube'dan muhteşem yüzyıl videolarına niye sardıysam. her gün şehzade mustafa'nın acıklı bakışlarını izliyorum. ah be kral niye isyan edersin ki. kösemde de dördüncü muradın kötü ölümüne üzülüyom. tarihsel merakım görselleşince biraz üzülüyormuşum. neyse ki gelecekten umudum var dermişim. seçim meçim diyolar yine ülke için moraller bozuk. 

bu blogta siyaset yapmamı beklemiyorsunuz değil mi? okuduğum bölüm siyasetle alakalı olabilir ama o kadar da delirmedik be kardeşim liberal de geç...

neyse ne fazla uzattım bugün.

sevgileeer xd

16 Nisan 2018 Pazartesi

bir şekilde, bir yerde, bir zaman....

merhaba arkadaşlar, ben internet alemnini en eğlenceli, en neoliberal, en samimi, en riyakar, en mülteci bloggerı.... nasılsınız bakalım ? ben iyiyim yani iyiyim gibi, iyi yani....

yarın vize var iki tane.. uyumamaya çalışıyorum da biraz. ondan yazı atayım dedim bari. yoksa 1 ay falan kaçırıyorum önceki gibi eheeheh -1 olan okuyucu sayım -2'ye düşmüştür bu hamlemle... her şey gibi bu blog da altın çağlarını yaşadı ve artık gerileme devrine girdi. yakında iroş da gemiyi terk edecek.. olsundu bunlar yazmamak için sebepler değil. tek sebep üşenmem sanırım.

bazen şunu anlayamıyorum sevgili blog. herkes dertlerini o kadar abartıyor ki halime şükrettiğim oluyor. birisi size dünyanın en bitik insanı olduğunu söylüyor ve bir bakıyorsunuz aslında öyle değil. sonra aklınıza şüpheler geliyor. e zaten biz insanlar kendi dertlerimizin bile boyutunu bilmiyoruz, başkalarına nasıl bir faydamız olsun ki.. ah ah bir zamanlar oysa ki farklıymış her şey diye avutuyorum kendimi ve devam ediyorum. halbuki farklı da olmayabilir :))

böyle insanların ağzından çıkan hiç bir şeye inanmıyormuş gibi bir tavra kapıldım... bunlar üzücü şeyler de olsa uzun vadede rahatlatıcı şeyler... iyi haberlerim var köklü değişiklikler yapıyorum beyin olarak bu sefer hazırım. ready for fight yani üstadım.


son zamanlarda en keyif aldığım şarkı olabilir. nena ablam harika bir eser yapmış ya seviyoruz...

sözleri baya anlamlı bir şarkı ama duygulara inanmadığım için bir anlam ifade etmiyor. yoksa güzel yazmış cidden. evet şimdi tüm kainat benim duygulara inancımın geri gelmesi için ellerimizi havaya kaldırıyorum. eminim ki toplu ayinler halinde umrunuzda olmuştur.. bir garibim bu aralar. ama huzurluyum, sanki yalnız kalmak falan filan güzel şeyler gibi gelmeye başladı. hayırdır bir sıkıntı mı var içimde...

geçen sene geçtiğim dersi bu sene alttan aldım ki, ortalamam yükselsin diye... devamsızlık şeyim yok diye de hiç uğramadım. gelgelelim yaşadığım soruna bak. meğersem sunum yapmamız gerekiyormuş ona göre puan da ekleniyormuş. sayın akademisyenime mesaj attım ben de tabi; "birini bul sunum yap" dedi. gerçekten bu inanılmaz tavsiye sonrası elim kolum bağlanmış durumda :d alt sınıfı geçtim kendi sınıfımdan bile çoğu insanı tanımadığım bir ortamda nasıl alt sınıftan beraber sunum yapacağım birini bulacağım ilginç bir deneyim olacak. yapmazsam da geçtiğim dersten kalıyorum. ah dünya nelere kadirsin. zekamla övünürken, beni yine soytarı ettin ya sana çok kırgınım.

sonracığıma, sempatik yaklaşan şeylerin kötü olduğuna karar verdim.

sonracığıma, beklemediğiniz insanlar gerçekten size büyük iyilikler yapabiliyor. cidden teşekkür ettim. 

alonsom bugün, vetteli falan geçti onun için de ayrı mutluyum. uzun uzun yıllardır reisin mücadelenin içinde göremiyorduk. bereket versin üç yarıştır bizi hop oturup hop kaldırıyor. bir de parmak çocuk avlayınca, çocukluk idolüm ile bir kez daha gurur duydum. seviliyorsun reis...

şu imla işini düzelteceğim diyorum hep, ancak bu yazının sonunda aklıma geliyor. şimdi kim silecek bu kadar şeyi de düzenleyecek. bu sefer de imlasız idare edeceksiniz. sevgili ben ve benim yaşlılığım. blogu okuma tarihim de belirledim... tam 15 Kasım 2025'de baştan aşağı okuyacağım.. bugüne kadar mümkün olduğunda az bakmaya çalıştım. yani şu an çoğu yazdığım şey aklımda değil. 2.5 yılı aştık kaldı geriye 7.5 yıl o da aşılır hocam o da...ya vallahi şu bloga güzel şeyler yazmak bir nasip olsun başka şey istemeyeceğim. ama dur bakalım yaz gelsin hele bakarsınız dilim değişir :))

"i love beyond the bones..." 

nedense şu repliği günde 34 defa söylemezsem içim rahat etmiyor. yapıştı kaldı üstüme anlamadım. nakaratıyla birlikte çığırıyorum birde.. etrafımdaki bir elin parmağı insan da şaşırıp kalıyor ne diyor bu diye.. siz anlamazsınız!

yeni ev arkadaşından çok memnunum. çoğu insanda olduğu gibi zamanla benden sıkılmazsa bu beni çok mutlu eder. tabi her iyi şeyin kötü yanları da vardır. bunu keşfetmemeyi diliyorum. 

insanları bazen ben de kırabiliyorum. özellikle nazımın geçtiği kişilere sinir yaptığım zaman kendime çok kızıyorum. bunu onlara da söylüyorum ama inandırıcı gelmiyor. sinir iyi bir şey değil. özellikle az sayıdaki sevdiklerinize yapıyor iseniz...

ve dünya dönecek. sen dönmesen bile.. hadi bana yarın başarılar 

sevgiler

8 Nisan 2018 Pazar

neler neler

merhaba arkadaşlar....

uzun zaman olmuş yazı atmayalı. kabul etmeliyim ki aklıma bile gelmedi. unutmuşum burayı......

tabi ki bu üzücü senaryo sizi nasıl da derinden etkilemiştir farkındayım. bütün kainat işi gücü bırakıp benim bloguma yazı atmama üzülüyordur.

Şimdi güneş yükseliyor ve ben körleşiyorum 
(Senin çağırmanı bekleyerek) 
Zamanı geçirmek için başka bir içki 
(Asla hayır diyemem) 
Çünkü özgür olacağım ve iyi olacağım 
(Senin çağırmanı bekleyerek) 
Çünkü özgür olacağım ve iyi olacağım 
(Belki bu gece değil) 

sizlerle olmadığım sürede hayatım tamamen aynıydı.. o yüzden anlatacak pek bir malzemem yok. fena halde zayıflamak istiyorum. ama ben bu isteğe sahip oldukça kilo alıyorum. gerçekten acınası bir durum. keşke zayıflayabilsem.. sanırım en büyük zaafım bu olabilir.

geçenlerde rüyamda çok önemli birini gördüm. zaten rüyalar dışında hayatımda iyi giden bir şey olmuyor. onlar da nadiren oluyor. genelde annemi görünce mutlu uyanırım. aslında tam mutlu uyanmam çünkü rüyamda her şey normal olur. o sabah kalktığınızda, her şeyin olup bittiğini anladığınız  o andaki burukluk hiç bir şeyde olamaz diye düşünüyorum. ancak gördüğüm kişi farklı biriydi. kasım aylarımın vazgeçilmez tutkusu birisiydi... şu zamanı geriye alabilsek gerçekten bir çok şeyi düzelteceğim de, sanırım imkansızlıklar çukurunu hiç sevemicem. neyse rüyamda o şahıs yani "arkadaş" diye tabir ettiğim kişi, benden bir konuda yardım istiyordu. yani abicim şu hayatta hiç bir şeye inancım, sadakatim, sevgim veyahut değerim kalmamış ancak o kişi ölmemi istese ölecek kadar kalbimde taşıyorum. ya bu aşk falan değil kesinlikle, inanılmaz bir saygım var. her neyse işte rüyamda öyle benden bir şey isteyince ve ben yerine getirmeye çalışınca falan efsane güzel olaydı. 

böyle koşuşturuyorum falan...sonra tabi sabah oldu uyandım. yine anladım rüya olduğunu dedim hemen; "böyle hayata sokim". rüyaları asla anlayamayacağım sanırım. hayat zaten bazı koşullarda insana pek bir şey vermiyor. üstüne üstlük rüyalarla böyle umutlandırıp utandırıyor. 


bu vizelerden de harbi nefret ediyorum. dünyanın en boş olayı ya... yap kardeşim konuşmalı sınav. al odaya ben anlatıyım kendimi sana....

bu aralar base42 youtube kanalına sardım. soğuk savaş diye bir serileri var o ayrı hoşuma gidiyor ama esas taptığım seri "şiddetli geçimsizlik".. böyle onlar saatlerce konuşsalar dinlermişim gibi geliyor. neyse ileride yüzümde bir tebessüm için buraya bırakayım..

"boğaç allah sabur versin kardeşim." 

böyle gereksiz falan...

neyse sonracığıma, bu kadın kişilerine ısınır gibi olmuştum ya. hemencecik soğudum allahıma bin şükürler olsun. bir an dedim yine mi batıyoruz. e ben bu gemiyi batsın diye mi inşa ettim. anlayacağınız yine yırttık. yok abi ne aşk meşk hoşlanmak bunlar katiyen yalan şeyler. evlerden uzak. 

c2'de geçen şey gördüm.."sapyoseksüel...linkle gel." yani afedersiniz de böyle şerrrrefsizlik de olmaz ki. allah belanızı verecek he en sonunda. sapyoseksüelin anlamını ben daha yeni keşfettim. millet maskara yapmış. abi harika anlamı var aslında yani tam benim gibi entel zeki insanlar için kullanılan bir kalıp iken :) :) :) yani anlıyorsunuz değil mi baya zekiyimdir. arsızlık ya :))) her neyse işte zeka önemli demeye getiriyorsun sapyoseksüel diyince. yok anam illa o tipi görücen değilsen yallahlican. 

neyse sinirlenmiyorum. 

bu aralar daha pozitifim her konuda. alonso reisin aracı falan hızlandı, artık böyle izliyoruz mücadele falan veriyor deliriyorum evden. ulan buradan büyük yemin podyum yaparsa 30 kilo verene kadar açlık grevi.. eminim benim kilo vermem de çok çok umrunuzda olmuştur da neyse :d

kedileri seviyorum.

sevgiler